4 Eylül 2013 Çarşamba



Kendime dilediğim son, denizde boğulmak,terastan işlek bir caddeye atlamak,vurulmak,damarlarımı doğramaktı ve bu ölüm biçimlerine ulaşma fırsatını kaçırdığıma inanmak istemiyordum.

Evin çıkış kapısına koşturup bodrum katındaki depoya indim ve 16 saat boyunca delirmeyi bekledim.

Önümde yaşlı ve şişman bir kadının kıyafetleri ütülenmiş ve askılanmış bir biçimde duruyordu bu sabah.
Onları giyerken ellerimin titrediğini fark edip diri vücudumdan eser kalmadığını görünce çok şaş...ırdım.
Giysilerim arasında en renkli olanı füme tonlarında.
Her şeyden çok yeşil ve fuşya ya üzülüyorum.
En çok bana yakışırlardı.

Anlamıyorum,her şey bu kadar ben değilken,nasıl unuturlar beni gömmeyi?...

25 Ağustos 2013 Pazar




 Size,
 bu odanın alacakaranlığından,
 okyanusundan, beni boğan dalgalarından,
 tenimde kalan tuzundan ve
 yastıklarda kuruyan gözyaşından
 hiç bahsetmedim.
 size,
 nasılsın diyerek başlayan telefonlarınıza
 (garip, tuhaf aslında)
 beyaz bembeyaz tabiatımla
‘iyiyim’ diyorum.
 yani aslında korkuyorum
 bütün bunlar kıyamet
 bütün bunlar cinnet
 bütün bunlar cinayet demeye
 bir daha düzeltilemeyecek sözler
 söylemeye korkuyorum.
 telefonla birlikte ışığı da kapatıp
 bol şanslar deyişiniz, şanslar deyişiniz, deyişiniz
 çınlarken içimde,
 bunun beni ne kadar kırdığından
 hiç bahsetmedim.
 bahsetmediğim çok şey var daha
 yaz çiçekleri, cam çiçekleri ölüyor
 akşamın altını, gümüşe dönüyor
 bunlar da önemli elbette
 en az,
 bana ihaneti öğrettiğiniz
 bana kanatlarımı bıraktırdığınız kadar.

 odadaki ışığı,
 tenimdeki tuzu kırdım
 yastıklarda kuruyan gözyaşını,
 ufku
 terk ettim.
 söz kirlendi,
 kendi uzayımda kendime
 garsonluk etmekteyim.

 sizinle yaşadığım her şey kıyamet,
 sizinle yaşadığım her şey cinnet,
 sizinle yaşadığım her şey cinayetti.
 ruh kirlendi
 kalbimin kenarında atını durduranlar için
 akrep beslemekteyim

22 Temmuz 2013 Pazartesi





Bu sabah anlamalıydım sigaranın tadı başka geldiğinde damağıma,anlamalıydım öğle saatlerinde bulutlar gölgelemezdi güneşi benim şehrimde,,anlamalıydım duvardaki saatin 8 de donakalmasından.
Küçük bir kıyamet koptu,,yıkıntıların arasında toz toprak saçlarımda ,ağzım çamur,hava kuru,gitmek varsa ölmek lazımdı..
Başkasına kendimi öldürtecek kadar korkak olmadım hiç,katil benim.
Öldürmenin hazzına varmak için önce kendi canım'a kastettim.
Gittim..Seni ben terk ettim.

25 Haziran 2013 Salı






Unut beni.
Bir sabah uyanıp işe gitmeyi unuturmuş gibi.
Boş kağıtlar yığılı masana yazmak için telaşla koştuğunda elinde olmayan kalemin gibi.
Ne bileyim kimin canını alacağını hesaplarken ölmek isteyenleri es geçip ardından ağlanacakları    katleden tanrı gibi,,
Adaletsiz
Hesapsız
Öyle birden,hiç düşünmeden
Bir sabah uyan ve unut beni.

8 Mayıs 2013 Çarşamba




 Bu gün sevmiyorsun beni.
 Gecikiyor bakışların gülüşlerime..
 Çevirme yüzünü ardına,ardımda kalan olursun.
 Kendini geçmişte bırakmak da acıtır adamı,
 üstünde emanet bir sen taşırken gelme,
 gelişlerin sahte.

 sevdiğimi söylediğimde hiç susmamıştın böyle uzun.
 bugün sevmiyorsun beni.
 oysa sen şiirdin
 ben seni yazardım her satırıma.
 bitişinde kırılan tebessümü olurdun noktalara küfürlü bakışlarımın.
 yine olmadı derdim
 yine anlatamadım ki.
 oysa hala senden başka içimden gelen yok.
 yazmayacağım,
 sevilmeyecek bir şiire iştahsızım.
 yazmayacağım bu gün sana.
 ateistim aşkına,inançsızım.

17 Nisan 2013 Çarşamba





Ben bir kere çok sevmiştim.
Sonra çok kötü bir şey gördüm.Gördüklerim aklım şöyle bir yana,gözlerime sığmadı.
Kapattım gözlerimi.
Durdum öyle ona kadar saydım.
Açtığımda görmeyeceğim sandım. -hani saklanbaç gibi-
 ...Kirpiklerim titriyordu.
Korktum da bakışlarımı kısarak açtım.
Oracıkta aldatıyordu birileri beni.
Kalbimin iki temel damarı koptu,içimde böyle bir tazyikli hortum gibi sağa sola fışkırdı kırmızı sular.
Kalbim patladı. -hani çanak çömlek gibi-
...Sayılarda mı yanlış yaptım bilmiyorum,matematiğim oldum olası berbattı zaten.
Belki yirmiye kadar saysaydım,gözlerimi açtığımda orda olmasalardı?
Ya da açamasaydım gözlerimi,o son göz yumuşum olsaydı hayata?
Ne bileyim işte...
Sobeleyince kazanmıyor muyduk bu oyunun kurallarına göre?

27 Mart 2013 Çarşamba



Yanımdayken yalnız hissettirmekte üstüne yoktu.
 Bana verdiğin acıyı istiyordum.
 Kaç kişi yokluğunda varlığından daha yakın hissedilebilen bir adama aşık kalabilir?
 Direniyor muyum?
 asla.
 Bunu seviyorum.
 Sakın acılarımdan koparacak kadar mutlu etme beni.
 Giderim.
 Acıtmazsan acıtırım.
 Acıyı piçliğe maruz bırakmam.
 Duydun mu?!
 Yazmam lazım..
 Biraz daha yol kabuklarımı,
 Kanatman lazım.




20 Şubat 2013 Çarşamba




Ben giderim gitmesine de,
sen seviyorsun diye binbir özenle uzattığım saçlarım üzülür,kırmızı rujum aynada bırakacağı nota üzülür,birlikte döneceğimiz sigaralar dudaklarımın yalnızlığına üzülür,aynada aptallığım güzelliğimin önüne geçer "senden güzeli yok bu dünyada" diyemeyen aynalar üzülür.
Gözlerimde titreyen yaşları görse gülüşün üzülür.
Anlamıyorsun..
Kızlarına sarılan babaları gören çocukluğum piçliğine üzülür.Evim vadedip de yaratamadığım mutlu ailenin yokluğuna üzülür.
Giderim gitmesine zor değil de,beni buradan götüren otobüsün yanımdaki boş koltuğu üzülür.
Buharlı camlara yan yana yazılamayan baş harflerimiz üzülür.
 ..
Sahi sen?
Sen de üzülür müsün?..

15 Ocak 2013 Salı




Hayatından önemsiz bir ayrıntı gibi,
saatler süren bir otobüs yolculuğunun 10 dakikalık tuvalet ya da sigara molası gibi geçip giden o adam,
Üzerinden çokça zaman geçen ve onu tanımak için en yakın olduğunuz anlarda bile hiç çaba sarf etmediğin,hayal etmeye kalksan yüzünü bile flu bir biçimde zar zor anımsadığın kadın..
O benim.
Sana küfürden uzak sözcüklerle bir kaç uzun cümleyi birleştirip şiir yapmaya geldim.
Yüzüme baksan adımı hatırlamak için sarf edeceğin çaba bile beni kırmamak adına olmayacak.
geçelim bunları.
Ki eminim sen işin o kısmına hiç gelmedin.
Hadi çıplak uyanalım güne güneşe,
Hadi bir git'i şemsiye yap da kaç gözlerime doldurduğun bulutlar toplanıp yağmadan,
gözünü yum yüzüme,,başıma göğsünü yum,ümit yasak,aşk gayrimeşru.
Avuç içlerimde kabuğu henüz düşmüş tırnak izlerim,
bir gecelik sev beni avuç içlerimden dudaklarınla.
Hadi bir kaç tel saçımı omzundan fırlat at,tek saç telimi atmaya kıyamayanlara inat.
Hadi git,gelmeyeceğim diyerek,
def ederek
def olarak
cehennemi de bana bırak
dibini bulayım
bir şişe şarabın yanına katık olayım.
Ah kapı deliklerinden diri bedenimi gizlice izleyen göz,
kirpiklerini tek tek cımbızlama isteği içimde sen sevgiden nasibini alana dek dinmeyecek.
Biliyorum biliyorum..
Gözünün bebeğine boynumdan yukarısı yazık ki hiç ilişmeyecek..