25 Ağustos 2013 Pazar




 Size,
 bu odanın alacakaranlığından,
 okyanusundan, beni boğan dalgalarından,
 tenimde kalan tuzundan ve
 yastıklarda kuruyan gözyaşından
 hiç bahsetmedim.
 size,
 nasılsın diyerek başlayan telefonlarınıza
 (garip, tuhaf aslında)
 beyaz bembeyaz tabiatımla
‘iyiyim’ diyorum.
 yani aslında korkuyorum
 bütün bunlar kıyamet
 bütün bunlar cinnet
 bütün bunlar cinayet demeye
 bir daha düzeltilemeyecek sözler
 söylemeye korkuyorum.
 telefonla birlikte ışığı da kapatıp
 bol şanslar deyişiniz, şanslar deyişiniz, deyişiniz
 çınlarken içimde,
 bunun beni ne kadar kırdığından
 hiç bahsetmedim.
 bahsetmediğim çok şey var daha
 yaz çiçekleri, cam çiçekleri ölüyor
 akşamın altını, gümüşe dönüyor
 bunlar da önemli elbette
 en az,
 bana ihaneti öğrettiğiniz
 bana kanatlarımı bıraktırdığınız kadar.

 odadaki ışığı,
 tenimdeki tuzu kırdım
 yastıklarda kuruyan gözyaşını,
 ufku
 terk ettim.
 söz kirlendi,
 kendi uzayımda kendime
 garsonluk etmekteyim.

 sizinle yaşadığım her şey kıyamet,
 sizinle yaşadığım her şey cinnet,
 sizinle yaşadığım her şey cinayetti.
 ruh kirlendi
 kalbimin kenarında atını durduranlar için
 akrep beslemekteyim

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder